içerik | ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ |
|
|
|
| Yazar Edebiyat | |
| Salı, 23 Eylül 2008 | |
|
Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir
şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı
yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya yazıyla başvururken neyi amaçlar?
Kendini dinleyecek ya da okuyacak olanlar üzerinde nasıl bir etki yaratmak
ister?
Konuşmaları ve yazıları bu sorular açısından değerlendirilenler başlıca şu amaçları saptamışlardır: 1) Bir şeyi açıklamak, bir düşünceyi aydınlatmak, bir durum ya da karakteri incelemek, bir terimi tanımlamak isteyebilir. Bu durumda yazarın amacı açıktır; Okuyucuya bilgi vermek. 2) Okuyucunun bir konuyu ya da olgu üzerindeki yerleşmiş duygu, düşünce, davranış ve kanılarını değiştirmeyi amaçlayabilir. 3) Duyduklarını, gördüklerini okuyucunun da duymasını, görmesini, kısaca izlenim kazanmasını isteyebilir. 4) Okuyucuya bir olayı oluşuyla birlikte gelişme halinde vermeyi amaçlayabilir. Bu, olmuş ya da olabilecek herhangi bir olay olabilir. Bundan yazarın amacı okuyucuyu olayın içine götürme, olayları oluş, gelişme ve zaman sırasına göre anlatmadır. 5) Bütün anlatımlarda genellikle bu dört ana amaçtan biri ya da birkaçı vardır. 2. ANLATIM BİÇİMLERİAnlatıma yön veren ve yukarıda belirtilen dört amaç, dört ayrı anlatım biçimi ortaya koymuştur. Bunlar: · Açıklayıcı anlatım biçimi · Tartışmacı anlatım biçimi · Betimleyici anlatım biçimi · Öyküleyici anlatım biçimi olarak belirtilebilir. 2.1. AÇIKLAYICI ANLATIM BİÇİMİBilgilendirme amacıyla yazılan fikir yazılarında ve bilimsel eserlerde (ansiklopediler, ders kitapları, bilimsel yazılar… vb) kullanılan bir anlatım içimidir. Bu tür yazılar bir konuda bilgi vermek; bir konuyu öğrenmek amacı güder. Açıklama, günlük yaşamda herkesin başvurduğu yaygın bir anlatım biçimidir. Okullarda yöneticilerin tüzüklere ve yönetmeliklere dayanarak yaptıkları konuşmalar; derslerde öğretmenlerin yönelttikleri sorulara öğrencilerin verdiği cevaplar; subayların erlerini, ustaların çıraklarını yetiştirmek için yaptıkları tanımlamalar, verdikleri bilgiler birer açıklamadır. Birçok kimsenin sorduğu “Niçin?” “Nasıl?” “Neden?” gibi sorular açıklama ile karşılanabilir. Bu nedenle açıklama, genellikle “ bir konuyu aydınlatma, gün ışığına çıkarma” amacıyla kullanılır. Yani açıklama, üzerinde durulan konuyla ilgili bir sorunun cevabı niteliği taşır. Örneğin;
· Toplumsal kalkınmada eğitimin rolü nedir, nasıldır? · Klasisizm, Türk edebiyatında hangi dönemlerde etkili olmuştur? · Edebiyatımızda tiyatro ne zaman Batılı bir özellik kazanmıştır? · Uzay çalışmalarının teknolojideki gelişmelere katkısı var mıdır? · Sanat sevgisi düşük toplumlarda eğitimin özellikleri nelerdir? · Gelir düzeyi düşük toplumlarda eğitimin özellikleri nelerdir? · Toplumsal şiir ile bireysel şiirin ayrıldığı noktalar nelerdir? · Lirik şiirde şair, hangi duyguları ön plana çıkarır? Bu gibi konularda yazma çalışmaları açıklayıcı anlatım ile yapılır. Bir atasözünün ya da özdeyişin genişletilmesi; edebiyat, sanat, dil… vb alanlarda bir sorunun açıklanması; bir sözcüğün, bir terimin tanımlanması gibi yazma çalışmaları hep açıklamaya dayalıdır. Bu anlatım biçiminde amaç, “bilgilendirme”, “öğretme” olduğunda düşünceyi geliştirebilmek daha etkili kılmak için “tanımlama, karşılaştırma, neden ve kanıt gösterme, tanık gösterme, örnekleme” gibi açıklama yöntemlerine başvurulur. Açıklamanın iki ayrı türü vardır: Birincisi her tür kişisellikten sıyrılmış, nesnel bir yaklaşımla gerçekleştirilir; yani özneldir. Bu yol makale, fıkra, deneme, sohbet gibi düşünce yazılarında kullanılır. Açıklayıcı Anlatım Biçimleri ile İlgili ÖrneklerÖrnek 1:
MÖ. VI. yüzyılda
başlayıp yüzyılımızın başına dek etkisini yoğun biçimde sürdüren türler
arasında tiyatro, felsefe ve tarih vardır. İlkçağ tiyatrosu tragedya ve komedya
diye ikiye ayrılır. Tragedya, bağbozumu tanrısı Dionysos adına düzenlenen
törenlerden doğmuştur. Tragedyanın amacı, seyircide korku ve acıma duygusu
uyandırmaktır. Bu da gerilimlerle sağlanır. Oyunun sonunda ise her şey çözüme
kavuşur.
Bu parçada tiyatro, tarih ve felsefenin ortaya çıkışı, tragedyanın hemen bütün özellikleri bilgilendirmeye yönelik, açıklayıcı bir yöntemle, anlatılmıştır. Örnek 2:
Herkes her şey olamaz.
Nasıl iyi asker olmak için disiplin, iyi öğretmen olmak için bilgi, iyi tüccar
olmak için para yeterli değilse, nasıl bütün mesleklerin, kendilerine göre
biraz doğuştan gelme, çoğu da sonradan öğrenilen incelikleri varsa
politikacıların da rastgele, herkesin beceremeyeceği yönleri vardır. Bunları
becerebilen kimseler, on binlerce kişinin karşısına çıkıp nutuk söyleyebiliyor,
binlerce kişinin elini sıkabiliyor, çömelip ayran içebiliyor…
Bu parçada politikacıda bulunan ve bulunması gereken özellikler açıklanmıştır. 2.2. TARTIŞMACI ANLATIM BİÇİMİBir yargıyı, bir düşünceyi ya da öneriyi çürütme, değiştirme amacıyla yazılan yazılarda kullanılan anlatım biçimine tartışmacı anlatım denir. Yazı ve yazınsal yaratılarda yer alan önemli anlatım biçimidir. Bu anlatım biçiminde üzerinde durulan düşünce, yargı ya da öneri ortaya konur. Sonra da düşüncenin neden doğru olmadığı, geçersiz olduğu tartışılır. Doğal olarak tartışmanın amacı okurların belli bir konudaki kökleşmiş yargı ve kanılarını değiştirmek; onların da kendimiz gibi düşünmesini sağlamaktır. Bu anlatımda önce, ele alınan, ispatlanmak veya çürütülmek istenen düşünce açıklanır. Sonra bunun neden doğru olduğu veya olmadığı gerekçeleriyle tartışılır. Yazar bunları yaptıktan sonra kendi görüşünün haklı olduğunu ispata çalışır. Bazen sorular sorar ve bu sorulara cevaplar arar. Tartışmada örneklendirme, karşılaştırma, tanımlama, tanık gösterme gibi yollara başvurulur. Tartışmada “düşünce ve kanıları değiştirme” amacı güdüldüğü için bu anlatım biçimiyle fikirsel ağırlıklı yazı türleri (deneme, eleştiri, sohbet, fıkra, makale… vb) ele alınır. Tartışmacı Anlatım Biçimi ile İlgili ÖrneklerÖrnek 1:
“… Politika “ahkâk kesmek”
olsaydı, bunu becerebilecek o kadar çok insan bulunurdu ki Türkiye’de.
Üniversite kürsüsünün yüksekliğinde ahkâm kesmek, üniforma zırhının gerisinde
ahkâm kesmek gazete sütununun açıklığında ahkâm kesmek, büyük memur masasında
ahkâm kesmek çok kolay. Hatta oralarda kesilen ahkâmın politikacılardaki
düşüncelerden de parlak olduğu söylenebilir. Ama, onlarınki kadar gerçekçi ve
yığınlarla bağlantılı olduğu söylenebilir mi?
Parçada “ahkâm kesmek” ile ilgili görüşler tartışmacı bir anlatımla ele alınmıştır. Örnek 2:
Eskiden Türk hafif
müziği, şimdilerde Türk pop müziği denilen şarkılar bir yanıyla müzik, öbür
yanıyla şiir olması gereken yapıtlar değil midir? Bu şarkılara söz yazanlar,
hak edilmemiş şöhretlere ulaşmanın yanı sıra, Türkçe’den milyonlar, milyarlar
vururken biraz daha özen gösteremezler mi? Üstelik bunu söylerken herkesçe alay
konusu edilen “Kıl oldum abi”leri, “Bandıra bandıra ye beni”leri kast
etmiyorum…
Bu parçalarda konuya tek taraflı yaklaşıldığı görülmektedir. Yani ileriye sürülen düşüncelere karşı çıkılabilir. Bu nedenle bir tartışma konusu olabilecek konularda görüş açıklandığından bunlar tartışmacı anlatıma örnek oluştururlar. 3. BETİMLEYİCİ (TASVİR) ANLATIM BİÇİMİBetimleme, yalın bir söyleşiyle sözcüklerle resim çizme sanatıdır. Görme, işitme, tatma, dokunma, koklama… gibi duyu organlarımız aracılığıyla varlıkların belirleyici niteliklerini algılama, bu nitelikleri belirterek onları görünür kılmadır. Betimleme, varlıkların kendilerine özgü niteliklerini sözcüklerle anlatma işidir. Varlıkların, eşyaların ve olayların en belirgin özellikleriyle tanıtılıp, göz önünde canlandırılmasına yönelik bir anlatım yoludur. Betimleme, bir bakıma varlıkların, nesnelerin ve olayların sözcüklerle resmini çizmektir. Bu anlatım okuyucuların duygularına, hayal gücüne seslenir; yani yazar dış dünya ile, varlıklarla ilgili izlenimlerini okurlara da aktarmak ister. Bunun için de bilinçli, titiz bir gözlem yoluyla ayrıntı seçer. Seçtiği ayrıntıları imge (hayal) oluşturacak biçimde düzenler. Ayrıntılar genelden özele ya da özelden genele doğru sıralanabilir. Sözgelimi bir kentin genel görünümünü anlattıktan sonra özellik taşıyan bir yapısını (hastane, kışla, park, cami…) ele almak genelden özele doğru bir betimlemedir. Bir hayvanın ilgiyi üstüne çeken gözlerinden başlayarak tüm gövdesini tanıtmak da özelden genele doğru bir betimlemedir. 3.1. Konuları Bakımından Betimleme Türleri· İnsan betimlemesi · Hayvan betimlemesi · Eşya betimlemesi · Manzara betimlemesi · Olay betimlemesi 3.2. Amaçları Bakımından Betimleme Türleri· Açıklayıcı – teknik betimleme · Sanatsal – izlenimsel betimleme Betimleyici Anlatım Biçimi ile İlgili ÖrneklerÖrnek 1:
Gökyüzünün açık
güneşli olduğu bir ilkbahar günüydü. Öğleden sonra saat tam beşe çeyrek kala,
arabamla Guercina’nın Pazar yerine geldim. Alan insan kaynıyordu. Birden çanlar
çalmaya, sirenler ötmeye başladı. İlk kez gökten düşen bir bombayı, sonra bunun
ardından on sekiz tane kadar olduğunu sayabildiğim savaş uçaklarını gördüm.
Bombaların patlaması anlatılamaz bir panik yarattı. Ben beş milis askeriyle
birlikte küçük bir tahta köprünün altına saklandım. Oldukça iyi gizlendiğimiz
yerden meydanda olup bitenleri, kadınların, erkeklerin, çocukların ve hatta
hayvanların nasıl bir şaşkınlık ve korku içinde kaçıştıklarını dehşetle
görebiliyorduk…
Bu parçada yazar, birdenbire karşısına çıkan savaş ortamını; bu ortamda insanların nasıl davrandıklarını betimliyor. Örnek 2:
Sarı yağmur incecik,
ışığın üstüne yağan başka bir ışık gibi iniyordu. Yerler, ince yağmuru buradan
alıp hızla az öteye döküveriyordu. Kuşlar boyunlarını içlerine çekmişler,
tüyleri domur domur, dallarda kıpırtısız duruyor. Yağmurun içinden mor bir
kelebek seli geçti. İleride akar çayın kıyısında bir çıvgına tutulup, bir hayat
çalısının üstünde kasırgalandı, hayat çalısı mosmor oldu, tepeden tırnağa; bir
süre karmakarışık iç içe uğunarak, salkım saçak toparlanıp dağılarak, orada
savruldu. Sonra mor toparlak sarının ışıltısında eridi, dağıldı, usul usul
yitip gitti.
Bu parçada doğadaki olaylar bir devinim içinde verilirken varlıklar çeşitli özellikleriyle çoğunlukla görme duyusuna seslenen bir biçimde gözler önünde canlandırılmıştır. 4. ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM BİÇİMİKonuyu, yani anlatılanı eylem içinde verme ve gösterme biçimidir. Nasıl bir eylemin bir ortaya çıkış, bir gelişim, bir de sona eriş durumu varsa öyküleyici anlatımda da öyle bir akış görülür. Bir durumdan bir duruma geçme, bir aşamadan bir aşamaya dönüşme bu tür anlatımın belirleyici özelliklerindendir. Bu özelliğinden ötürü okuyucu eylem içinde yaşar, sürekli bir devinim içinde bulur kendini. Çünkü belirli zaman dilimi içinde olay ve olgular ya birbirinin uzantısı olarak ya da geriye ve ileriye sıçrayışlar yapılarak verilir. Ancak bu olay ve olgular dizisi birbirine bağlantılı anlamlı bir bütün oluşturur. Bunun yanı sıra şu iki soru anlatımın dokusuna egemen olur; “Ne oldu?”, “Nasıl oldu?” Bundan dolayı bir olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak, varlıkların başından geçenleri aktarma amacı güdüldüğü zaman öyküleyici anlatıma başvurulur. Bu anlatımda okuyucuyu olay içinde yaşatmak amaçlanır. Bu anlatım biçimi öykü, roman, masal, biyografi… gibi eserlerin temel örgüsünü oluşturur. Yazar, konuyla ilgili ana düşüncesini okuyucusuna belirli bir olayı yaşatarak algılatmayı amaçlamıştır. Bu anlatım biçimi çoğu zaman “betimleme” ile birlikte kullanılır. Öyküleyici Anlatım Biçimi ile İlgili ÖrneklerÖrnek 1:
……. Ateş oyunları
arasında daha büyükleri, hatta kazalara yol açanları vardı. Baruttan gemiler,
kuleler yapılarak şenlik yerine taşınır, burada bunlara ateş verilir, büyük
patlamalarla yanıp tutuşmaları zevkle seyredilirdi. Ağzından ateş püsküren
ejderhalar, tekerlekler üstünde halk arasında gezdirilir, görenler kaçar,
seyredenler gülerdi.
Örnek 2:
On altıncı katta
asansörden indik. Bana odayı gösterecek çocuğun peşlinden yürüyordum. Çocuk
kısa bir koridoru geçti, bir odanın önünde durdu. Ben de durdum. Kapıyı açtı,
içeri girdik. Perdeler sıkı sıkıya kapalı. Çocuk perdeleri açıp dışarıyı
göstermek istedi. Engel oldum. Lambaları yaktı. Banyonun kapısı açtı. Bir şey
isteyip istemediğimi sordu. İstemediğimi söyledim. Haşişini verdim, gitti.
5. ÖSS’de Konuyla İlgili Çıkan Sorulardan ÖrneklerÖrnek 1:
Sofraya hep birlikte
oturduk. Tahtadan, yuvarlak bir yer sofrasına, ayaklarımızı altımıza alıp yan
oturarak yaklaşırdık. Sofra örtüsünü dizlerimizin üzerine çekerdik. Babam
bağdaş kurarak baş köşeye otururdu. Beni sağına, kız kardeşimi de soluna
alırdı. Karşısında annem otururdu. Babam, yemeğe başlamadan içimizden biri
yanılıp da yemeğe uzanacak olursa, hiç acımadan kaşığının tersini, uzanan elin sırtına
indirirdi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır? a) Betimleme – öyküleme b) Öyküleme – örnek verme c) Betimleme – açıklama d) Açıklama – öyküleme e) Açıklama – örnek verme Örnek 2:
Adalarda oturanlar, akşamüzeri iskeleye çıkıp, gelenleri karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler. Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya oturmuş olur. adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseleri göremezsiniz ortalıkta. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur? a) Öyküleme b) Tanımlama c) Tartışma d) Açıklama e) Karşılaştırma
Favori olarak isaretleyin
Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gonder
Okuma: 2406 Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Giriş Formu
Spotlight
-
BİRBİRİYLE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER
ABDAL:Derviş
Salı, 26 Şubat 2008
By - Edebiyat - Hits: 994 -
ANLAM KÖTÜLENMESİ
"canlı" anlam...Pazartesi, 15 Ekim 2007
By - Edebiyat - Hits: 1410 -
ANLAM DARALMASI
Bir sözcüğün ifade etti...Pazartesi, 15 Ekim 2007
By - Edebiyat - Hits: 3570 -
ANLAM İYİLEŞMESİ
"kötü" anlamı...Pazartesi, 15 Ekim 2007
By - Edebiyat - Hits: 4073








