Aslı Arapça olan gazel
sözcüğü; kadınlarla, sevgi üzerine arkadaşlık, ahbaplık etmek demektir.
Edebiyat terimi olarak da, güzellikten, aşktan, onun yüzünden çekilen
acılardan, içkiden söz eden küçük şiir anlamına gelir. Divan Edebiyatı’nın en
ilgi çekici en çok sevilen şiirleri, bu alanda verilmiştir.
Ozanın
ele aldığı aşk teması, bazen Tanrısal, bazen de salt dünyaya ait bir nitelik
taşır fakat , her iki yolda da, âşıklar için, hayran olunan güzelliğe ulaşmak
nasip olmaz, düşüncesi egemen olduğundan, ozanın çektiği türlü acılar da,
gazelin konusu içine girer. İçkiye gelince, bu da aşk gibi, iki özellik
gösterir. Biri, zevk ve eğlence meclislerinde, meyhanelerde, elden ele dolaşan
kadehlerle içilen, bildiğimiz kırmızı renkli şaraptır. Diğeri ise, aşkın
sembolüdür. Onu içen âşıklar, kendilerini kaptırdıkları güzellik’in
sarhoşudurlar.
Sanat yapıtlarını incelerken ilgimi çeken bir
konu da sanatçıların dürtüleri ve eserleri üzerinde düşünceleri olmuştur hep.
Bir sanatçı neden yaratma gereksinimi duyar? Ve bu gereksinimi kendisine nasıl
açıklar? William Burroughs ölmeden önce tuttuğu günlükte delirmemek için
yazdığını açıklamış; Isabelle Adjani de bir röportajında çok güçlü sevilmek
ihtiyacı duyduğu için sahneye çıktığını söylemişti; Mozart ise ifade etmek
istediği herşeyi müzikle anlatabileceği için beste yaptığını babasına yazdığı
bir mektupta dile getirmişti. Sanatın oluşum sürecini anlamaya çalışan bizler
için bu sözler çok açıklayıcıdır ama sanatçılar bunu önemsemezler. Anlatmak
istedikleri bir öyküleri vardır ve öykünün coşkusu içlerinde tutamayacakları
kadar büyük olduğunda ortaya eser çıkar.
Xlll. yy’ın sonlarına kadar tek bir koldon devam eden
Türk yazı dili, aynı yy’ın sonlarında dallanmalara uğramıştır. Doğuda Doğu
Türkçesi (çağatayca), Kuzeyde Kuzey Batı Türkçesi (Kıpçakça), Batıda ise
Güney-Batı Türkçesi (Oğuzca) adlarıyla anılan Türk yazı dilinde bugün
kullandığımız yazı dilinin temelini Batı Oğuzcası (Anadolu’ya göç eden Türkler
tarafından işlenerek yazı dili haline getirilen ) teşklil etmektedir.
Batı Oğuzca’sını gösterdiği değisimler göre
devrelere ayırdığımızda Xlll-XV. Yy’lar arasında kullanılmış olan, içine
Selçuklu dönemi Türkçesi’ni de alan Eski Anadolu Türkçesi devrinin ilk sırayı
aldığını görürüz. Değişik kaynaklarda bu devrenin “Eski Osmanlıca”, Êski
Türkiye Türkçesi “ adlarını da aldığı görülmektedir.
XV, asrın ll, yarısı bir geçiş devresidir. Bununla
birlikte EAT’si devri özellikleri XVl. Yy boyunca devam etmiş ve XVll. Asırda
da etkisin sürdürmüştür.
Divan edebiyatı ve milli edebiyat Dönemlerinde ele alınan Temaların karşılaştırılması
genel konular -
Edebiyat
DİVAN EDEBİYATI:
Divan edebiyatının temeli Arap edebiyatının üzerine
kurulmuştur. Bu edebiyat, eski bir uygarlığa sahip ve o ölçüde eski ve
geleneksel bir edebiyatları olmasına rağmen, öncelikle İran edebiyatını
etkisi altına almıştır. Bunun sonucu olarak X. Yüzyıldan başlayarak
Arap edebiyatının etkisi altında Farsça'da yeni bir edebiyat
biçimlenmeye başlamış ve bu durum giderek, İslami nitelikte ve tamamen
değişik bir yapıda yeni İran edebiyatının doğmasına yol açmıştır.
IX. yüzyıldan itibaren İslamiyetin etkisi altına giren Türkler de aynı
uygarlık ve kültür çemberi içinde kalmış ve İran'da gelişen bu edebiyat
Türk ülkelerine de kısa sürede yayılmıştır. Çağ bakımından Acemlerle
sıkı ilişkiler içinde bulunan Türk hakanları, Acem saraylarının
gösterişli ve özenli hayatlarına uzak kalmadıkları için, böyle bir
hayatı kendi saraylarında da kurmaya başlamışlar; buna paralel olarak
da aydın Türk şairleri bu hayatı Türk saraylarında dile getirmişlerdir.
Tasavvuf,
Türklerin
İslamiyet'i
kabulunden sonra Anadolu'da
kendini göstermiştir. Tasavvuf düşünürlerine "mutasavvıf" denir.
Mutasavvıflara göre, Allah'a
bilmeden O'na ulaşılamaz. Dini tasavvufi halk edebiyatı, Allah aşkı, doğruluk,
nefse hakim olma, ahlak, toplum gibi konuları işler.
Dil bir toplumu toplum yapan
unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız.
İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman
da bozulur.
Türkçe de kelimelerin söylenişleri sırasında
anlamlarını daha iyi belirtmek için bazı harf veya hecelerin üzerine basarak
veya sesimizi yükselterek okuruz ki buna
vurgu denir.
İnsanın
yaşamında ve kişilik gelişiminde ana dilinin çok önemli bir yeri vardır. Dili
yeterli düzeyde olan kişiler genellikle daha sağlıklı ilişki kurarlar, hayatta
daha çok başarılı olurlar. Kendi dilini iyi bilip düzgün kullanmanın önemli bir
yararı da yabancı bir dili öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır. Gerçekten, etkili bir
yabancı dil öğretiminin altyapısını, iyi bir ana dili eğitimi oluşturur.
Destanlar,
toplum hayatında derin izler bırakan büyük olayların (kuraklık, gttç, düşman
istilası, tabiî afetler, savaşlar vb.) o topluluğun hafızasında yoğrula yoğrula
şekillenmesi ile oluşur. Halk şairleri, bu önemli olaylanrı manzum olarak
terennüm ederler. Bu şekilde meydana gelen destanlar, bazen yüzyıllarca sonra
yazıya geçirilir. Aradan geçen zamanda, destanlar, yeni eklemeler yapılması,
yeni semboller ve motifler ilavesi suretiyle zenginleşir, hatta bir ölçüde
değişikliğe uğrayabilir. Böylece destan bütün bir milletin ortak eseri halini
alır. Bu durum, destanların değerini azaltmaz.Destanda geçen olaylar, tarihî
gerçeklere tam olarak uymasa bile, destan sahibi toplulukların millî mizaçları,
anlayışları, tutum ve davranış özellikleri hakkında fikir sahibi olmamızı
sağlar. Bazı milletler ise, destanlarında tarihî gerçeklerden fazla
uzaklaşmazlar, onlan abartmazlar veya kendi lehlerine değiştirmezler. Türk
destanları genellikle bu niteliktedir. Millî mizacımıza uygun olarak net, açık
ve yalın ifadelerle dile getirilmiştir. Bu özellikleri ile, tarihî bazı
olayların aydınlatılmasına bile yardımcı olurlar.
DESTAN
Destan veya asıl söylenişiyle dastan Farsça'dan alınmış bir
kelimedir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bir
birine yakın anlamda tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan bazıları şöyledir:
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan
unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız.
İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman
...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının
memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı.
Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve
sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan
dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili
olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir
şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı
yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri TANZİMAT
Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir,
"tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya
koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet
Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan
iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
Cemal Süreya Gözü ile Oktay Rıfat
Garip akımının
temsilcilerinin edebiyatımızda çok önemli bir yeri vardır. Özellikle bir çok
eleştirmen ve ...
Dante Ve İlahi Komedya tarihsel arka plan:
Tarihsel akış düşüncelerin diyalektik ilerleyişi olduğu kadar bununda
üstünde
ekonomi-politik bir ilerleyiştir. Dante’nin ortaçağın sonunu ve
y...
HİCİV
Kişi,kurum ve olayları gülünç hale sokmak,alaya
almak, iğnelemek veya hakaret etmek suretiyle küçük düşürmeyi ve rezil etmeyi
amaçlayan ve genellikle manzum olan türe “hic...
Yaratımsız Dönem Ve İkinci Yeni 1950’lerde toplumsal yapıda
kimi değişimlerin
belirginleştiği görülür. II. Dünya Savaşı, tek parti yönetiminin baskısı,
toplumsal gelişimindeki dengesizlik sınıfsal
çatışmayı körüklemiş, çok...
İkilemelerin Genel Özellikleri Dilimizdeki ikilemelerin
hiçbir dilde görülmeyen derecede zengin olduğu tartışmasız bir gerçektir.
İkilemeyi
kuran sözcüklerin genel özelliklerinin başında ses benzerliği, dana doğrusu ses
uyumu, ...
Hikâyenin Tanımı Ve Türk Halk Hikâyesinin Kaynakları
Öykü, hikâye olarak da bilinir,
gerçek yada düş ürünü bir olayı edebi bir üslupla aktaran kısa düzyazıdır.
Türk halk hikayeleri,
efsânelerden, masallardan, menkıbelerden ve destanlard...
İSİMLER
İSİMLER
İSİM: Canlı ve cansız
varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelimelere İSİM
denir
İsimler cins isim ve özel isim olmak üzere ikiye ayrılır.
...
NOKTA ( . )
NOKTA (
. )
Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur.
Kaçmayı namusuna yediremiyordu.
Kısaltmalardan Sonra konur.
Prof. Dr. bkz. vb. Bn. P.T.T, T.B.M.M. ... (Not: Son yıllarda
kısal...
HECE VE HARF
HECE, HARF
: : Hece : : Ağzımızın bir
hareketiyle çıkan seslere HECE denir.
: : Harf : : Ağzımızdan çıkan
sesleri yazıda göstermek için kullanılan işaretlere HARF
denir.
: : B...
Dil bilgisi giriş Dil: İnsanların duygu,
düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler
sistemidir.
Dilbilgisi :
Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
CÜMLE
CÜMLE
Cümle: Maksadımızı tam
olarak anlatan söz dizilerine CÜMLE diyoruz.
Cümle özellikleri:
Cümleye büyük harfle başlanır.
Cümlelerin sonuna nokta, soru işareti veya ünlem
işa...
Dizilişlerine ve Anlamlarına Göre Cümleler
Dizilişlerine Göre Cümleler
A. Kurallı Cümle: Yüklemi sonda olan
cümlelerdir. Bu çeşir cümleler kurala uygun kuruldukları için kurallı cümle diyoruz.
...
KELİME
KELİME
Türkçe
kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre
sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir.
Anlamlar...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek,
okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını
sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu
işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece
"g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına
aykırıdır.
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...
--ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...